Pelvik Organ Prolapsusu

Pelvik Organ Prolapsusu ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalarda her üç kadından birini etkileyebildiği tespit edilmiştir. Pelvik Organ Prolapsusu sık görülen bir problem olup, ne yazık ki kadınların hayat kalitesini azalmaktadır.

Pelvik Organ Prolapsusu Nedir?

Pelvik organların, yani idrar kesesi, bağırsaklar ve rahmin, vajen duvarlarını iterek dışarı doğru sarkmasına Pelvik Organ Prolapsusu denilmektedir.

Hangi Şikâyetlere Neden Olmaktadır?

Pelvik Organ Prolapsusu olan kadınların en sık şikâyeti ve doktora başvuru nedeni vajende ele gelen kitledir. Hastalar vajenlerinde özellikle oturma veya çömelme sonrası belirginleşen, zamanla şiddeti artan şişlik hissederler. Bu şişlik hissinin yanı sıra hastalarda vajende oluşan defektin yeri ve sarkan organların tulumuna göre pelvik ağrı, kasıklarda basınç hissi, cinsel işlev bozuklukları (cinsel isteksizlik, ağrılı cinsel ilişki vb.), üriner semptomlar (idrar yapmada güçlük, sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapabilme, idrar tutamama vb.) dışkılama problemleri (gaz ve/veya gaita tutamama, ağrılı gaita yapma, kronik kabızlık, sarkan kısmın vajen içine itildikten sonra gaita yapılabilmesi vb.) görülebilmektedir. İhmal edilmiş ileri evre hastalarda sürtünmeye bağlı vajen duvarlarında kanama ve ülserasyon da gelişebilir. Burada unutulmaması gereken hastalarda görülebilecek bu şikâyetlerin vajende ele gelen kitle şikâyeti olmadan da oluşabileceği ve başlayabileceğidir!

Risk Faktörleri Nelerdir?

Pelvik Organ Prolapsusu görülme sıklığı ilerleyen yaş ile birlikte artmaktadır. Özellikle menapoz sonrası kadınlarda daha sık ve daha şiddetli görülmektedir. Pelvik Organ Prolapsusu için diğer başlıca risk faktörleri ise yüksek gebelik ve doğum sayısı, zorlu veya müdahaleli vajinal doğum öyküsü, iri bebek doğurma, uzayan doğum eylemi, müdahaleli doğum, sigara kullanımı, ailede hikâyesi, obezite, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH), bazı bağ dokusu hastalıkları (Marfan Sendromu, Ehler-Danlos Sentromu), Spina Bifida ve pelvik taban travmalarıdır.

Tanı Nasıl Konmaktadır?

Pelvik Organ Prolapsusu tanısı vajinal muayene ile konulmaktadır. Vajinal muayene ile sarkmanın nereden kaynaklandığı, şiddetinin ne olduğu ve eşlik eden problemlerin varlığı ortaya konulabilmektedir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Pelvik Organ Prolapsusu’nde medikal ve cerrahi seçenekler bulunmaktadır:

  1. Medikal Tedavi: Medikal tedavide pelvik tabanı güçlendirici egzersizler (Kegel egzersizleri) ve pesser’ler kullanılabilmektedir.

    1. Kegel Egzersizleri: Pelvik organ prolapsusunda etkinliği sınırlıdır. Amaç pelvik taban kaslarının gücünü arttırarak prolapsusun ilerlemesini önlemektir. Kolay öğrenilebilir ve uygulanabilir bir yöntemdir. Çeşitli tıbbi cihazlarla hekim eşliğinde de yapılabilir.

    2. Pesserler: Çeşitli boyut ve şekillerde olan ve vajene yerleştirilen silikon veya poliüretandan üretilen tıbbi aletlerdir. Günlük çıkarılıp, temizlenip, tekrar vajene yerleştirilmeleri gerekir. Hasta eğitimini takiben uygun boyut ve amaçta üretilen pesserler kullanıldığında oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.

  2. Cerrahi Tedavi: Pelvik Organ Prolapsusu’nda başlıca tedavi yöntemleridir. Hastaların durum ve ihtiyaçlarına göre Rekontrüktif (düzeltici) ve Obliteratif (kapatıcı) cerrahi prosedürler yapılabilmektedir.

    1. Rekonstrüktif (Düzeltici) Prosedürler: Bu cerrahi yaklaşımda amaç cerrahi ile defektli alanın düzeltilerek vajen yapısının eski haline döndürülmesidir. Cerrahi ihtiyaç doğrultusunda operasyonlar vajinal veya abdominal (karın bölgesinden) yapılabilmektedir.

    2. Obliteratif (Kapatıcı) Prosedürler: Bu cerrahi yöntemde ise vajen ön-arka duvarlar birbirine dikilerek sarkmanın oluştuğu alan tamamen kapatılmaktadır. İleri yaş, ek hastalıkları bulunan ve gelecekte seksüel aktivite isteği bulunmayan hastalarda kullanılmaktadır.

Pelvik Organ Prolapsusu hakkında detaylı bilgi ve uzman hekimlerimizden randevu almak için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli olacaktır.

Whatsapp Online Randevu