Kreşte İlk Gün

Kreşte ilk gün hem çocuklar için hem de ebeveynler için oldukça önemlidir. Kreşe/anaokuluna başlayan çocukların büyük bir çoğunluğu uyum sürecini sağlıklı bir şekilde atlatsa da bazı çocuklar için kreşe/anaokuluna gitmek sürekli bir kaygıya yol açmaktadır. Kreşe/anaokuluna uyum sağlamada sorun yaşamayan çocuklar; akranları ile birlikte olma, işbirlikçi katılım, grup etkinliklerinde yer alma gibi birçok kazanım elde edebilmekte, yaşıtları ve öğretmenleri ile güvene dayalı ve yakın ilişkiler kurmaktadırlar.

Kreşe Başlarken...

Okul öncesi eğitim kurumları (Kreş, anaokulu ya da anasınıfı) çocukların gelişimlerini destekleyen, çocukları ilkokula hazırlayan, kendini ifade eden bireyler olmalarını, yaratıcı yönlerini ve becerilerini destekleyen, sosyalleşmelerine fırsat veren ve ailelere ise erken çocukluk eğitimi konusunda destek olan eğitim kurumlarıdır.

Çocukların okul öncesi eğitime zamanında başlaması, gelişim süreçlerinde ve büyüme dönemlerinde önemli katkılar sağlar ve bir yandan da“okula uyum”sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu süreç çocukların ve ebeveynlerin bazı zorlukla karşılaştığı ve bunun üstesinden gelmeye çalıştıkları bir geçiş evresidir.

Çocukların ilk kez evden ayrıldıkları bu dönemin, çocuk, ebeveyn ve eğitimci için ayrı bir önemi vardır. Okul öncesi eğitimin başladığı dönemde anne ve babasıyla kurdukları yoğun ilişki büyük ölçüde devam ettiği için çocuklar, kendilerini güvende hissettikleri aile ortamından çıkıp hiç tanımadıkları okul ortamına girdiklerinde bazı uyum sorunları yaşayabilmektedir.

Kreşe/anaokulunabaşlayan çocukların büyük bir çoğunluğu uyum sürecini sağlıklı bir şekilde atlatsa da bazı çocuklar için kreşe/anaokuluna gitmek sürekli bir kaygıya yol açmaktadır. Kreşe/anaokuluna uyum sağlamada sorun yaşamayan çocuklar; akranları ile birlikte olma, işbirlikçi katılım, grup etkinliklerinde yer alma gibi birçok kazanım elde edebilmekte, yaşıtları ve öğretmenleri ile güvene dayalı ve yakın ilişkiler kurmaktadırlar. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğun, uyum sürecini sağlıklı atlatabilmesi oldukça önem arz etmektedir ve çocuk, bu süreçte ebeveynleri ve öğretmeni başta olmak üzere yetişkinlerin desteğine ihtiyaç duyar.

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/BwPl4u_06kM" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Kreşe Başlarken Neler Yapabilirim?

Kreşe/anaokuluna geçişler, çocuk için önemlidir. Bu geçiş süreçlerinde aile ve kurumun iş birliği yapması ve karşılıklı beklentilerin konuşulması, geçiş sürecinin sağlıklı bir şekilde üstesinden gelinebilmesi için önemlidir. Kurum seçerken birçok kurum ziyaret edilebilir. Kurum görüşmeleri çocuk olmadan yapılmalıdır. Aksi halde ziyaretlerde karşılaşacağınız herhangi bir olumsuz durum çocuğunuzu etkileyebilir ya da sizin beklentilerinize göre uygun olmayan bir kurum, sırf büyük bir parkı olduğu ve çocuğunuz o parkı çok sevdiği için çocuğun size o okula gitme konusunda ısrar etmesine sebep olabilir.

Çocuğun aileden ayrılması sancılı bir süreçtir. Fakat çocuk aynı zamanda birçok kişi ile güvenli ve duygusal bir bağ kurabilecek şekilde dünyaya gelmiştir ve gelişimsel olarak buna ihtiyacı vardır. Kreşe/anaokuluna başlamadan önce çocukların akranları ile vakit geçirmeleri önemlidir. Okul öncesi eğitim sürecinden önce oyun grupları, parklar, oyun evleri gibi mekanlarda çocuklar ailelerinden kısa süreli ayrılarak arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri hem sosyalleşmeleri hem de güvenli ve konforlu bir alanda bağımsızlaşma deneyimi yaşamaları açısından faydalı olacaktır.

Aileler çocuğun alışma sürecinde olumsuzlukla karşılaşmamaları için eğitim kurumuyla işbirliği içinde plan ve program yapmalıdır. Söz konusu planlar çocuğun ve ailenin ihtiyaçları gözetilerek yapılmalıdır. Okula uyum sürecinde çalışan ebeveynlerin çalışma koşullarını uyum sürecinde çocuklarını desteklemek üzere esnetmeleri gerekebilir. Aileler çocuğunun kreşe başladığını ve uyum sürecinde olduğunu çalıştıkları kuruma bildirmelidir. Çünkü çocuk okula bırakıldıktan sonra kurum herhangi bir ihtiyaç halinde ebeveynler ile iletişime geçebilir ve ebeveynlerin tekrar okula dönmeleri gerekebilir.

Okula uyum sürecinin bir boyutu ise çocuğun zihninde “okulda olma” fikrine alıştırılmasıdır. Çocuğunuz kreş kavramını daha önce hiç duymamış olabilir. Gideceği kreş çocuğa görsel materyaller kullanılarak anlatılmalıdır. Kreş kavramı çocukta anne ve babadan ayrılma, eve gelmeme ya da evden uzaklaşma gibi anlatılmamalıdır. Çocuğun arkadaşlarıyla birlikte vakit geçireceği, oyunlar oynayıp etkinlikler yapacağı, yeni bilgiler öğreneceği yer olarak bahsedilmelidir.

“Kreşte/anaokulunda çok eğleneceksin, sürekli oyunlar oynayacaksın, hep bahçeye çıkacaksınız, her gün resim yapacaksınız.” gibi ifadeler çocuğun kuruma ilişkin gerçekçi olmayan bir beklentiye girmesine neden olabilir. Gündelik hayatta yetişkinlerin yaşadığı gibi çocuklar da okulda pek çok farklı duygu ve deneyimle karşılaşabilirler ve doğaldır. Bu tür ifadeler duyan çocuğun “Sürekli eğlence ya da mutluluk” beklentisi karşılanmadığında okula uyum süreci olumsuz etkilenebilir.

Okula Uyum Süreci

Okula uyum sürecinde yalnızca çocuk güvenli ve konforlu aile ortamından ayrılmaz. Okula uyum süreci aynı zamanda ebeveynler için de zorlayıcı olabilir. Ebeveynler bu süreçte kaygı ve korku yaşayabilirler. Çocuğun ebeveynlerinden ayrılması kadar ebeveynlerinden çocuktan ayrılması kaygılı olabilir. Ebeveynler buradaki kaygılarını çocuğa yansıtmamalıdır. Ebeveynler duygularını çocukla paylaşmalıdır. Örneğin çocuğunuzu özlediğinizi, gün içinde onu düşündüğünüzü ifade edebilirsiniz. Akıllarındaki tüm soru işaretlerini öğretmene ya da kurum yetkilisine çocuk olmadığı bir anda sormalı ve cevap alabilmelidir.

Çocuğun kreş hakkında sorduğu her soru dürüstçe ve yeterli şekilde somut olarak cevaplandırılmalıdır.

Çocuğu, öğretmeni ile ailesi tanıştırmalıdır. Kreşin ilk günü aile bireyleri, çocuk ve öğretmen birlikte oyun oynamalı ve vakit geçirmelidir. Öğretmen çocuğu, aile bireyleri varken okulu gezdirmeli ve tanıtmalıdır. Böylece, çocuğun kreşe başladıktan sonraki öğretmeni ile güvenli bir bağ kurması ve çevreye kolayca uyum sağlaması kolaylaşacaktır.

Çocuğun kreşte kalma süreci kademeli olarak arttırılmalıdır. İlk günlerde kreşte kaldığı süre sınırlı olup annesinin ya da babasının ulaşabileceği bir yerde bulunması gerekmektedir. Örneğin ilk gün anneyle birlikte kreşte bir saat kalıp diğer gün 2 saat kalması ve bu sırada annenin çocuğu sınıf ortamının dışında beklemesi gibi.

Kreşin ilk günü evden çıkarken okulun istediği tüm eşyalar götürülmemeli. Kreşte istenilen yedek giysi, çarşaf, yastık, battaniye, nevresim gibi eşyalar çocuğun düşüncesinde evden ayrılış / taşınma olarak düşünülebilir. İlk gün evden çıkarken çocuğun en sevdiği oyuncağı, aile fotoğrafı, sizi hatırlatacak herhangi bir nesne ya da en sevdiği eşyası çantasına konularak evden çıkılmalıdır. Kreş tarafından istenilen eşyalar daha sonra okula bırakılmalıdır.

Ebeveynler Nasıl Davranmalıdır?

Çocuk kreşe teslim edilirken ebeveynler kararlı olmalıdır. Kreşten ayrılış süreci uzatılmamalıdır. Çocuğunuza kararlı bir dille gitmeniz gerektiği anlatıp mutlaka geri gelip alacağınızı çocuğunuza söylemelisiniz. Okuldan alacağınız saati somut olarak nitelendirmeniz faydalı olacaktır. Örneğin, hava kararınca ya da çocuğunuzu alacağınız saat beş ise beşin üzerinesticker yapıştırılıp küçük olan çubuk (akrep) stickerın üstüne geldiğinde alacağım denilebilir. Kreşten ayrılırken çocuğa güzel dilekler söylenmelidir. Çocuğunuzun ayrılış sürecini kolaylaştırmak için sınıf penceresinden el sallama gibi ritüeller gerçekleştirilebilir.

Çocuğunuz sizden ayrılırken bitmeyen bir ağlama nöbetleri gerçekleşebilir. Çocuğunuzu anlamaya çalışın. Çocuğunuza sarılarak yanında olduğunuzu hissettirip sakinleştirmeye çalışın. Daha sonra kaygılandığı konu hakkında açıklamalarınızı yapıp çocuğunuzun kaygısını hafifletmeye çalışın. Ağlama nöbetleri her gün devam ediyorsa sebepleri araştırılmalı, çocuğun okula hazır olması, gelişim düzeyi ya da anne baba tutumları değerlendirilmelidir.

Kreşe başlayacağı zaman ile çocuğun hayatındaki önemli yaşam olayları çakışmamalıdır. Örneğin yeni bir kardeşin doğumu, boşanma, yas, emzik bırakma, memeden kesme, tuvalet alışkanlığı edinme gibi olayların ardından kreşe başlama çocuğun okula uyum sağlamasını zorlaştırabilir.

Çocuğunuzu okulda alacağınız zamanı geciktirmemeli veya çocuğun okuldan ayrılan son çocuk olmamasına özen göstermelisiniz. Uyum haftasında tüm arkadaşları eve giderken uzun süre bekleyen çocuk ailesinin gelmeyeceğini düşünerek kaygılanabilir.

Çocuğunuzu okuldan aldıktan sonra “Kreşini sevdin mi? Yarın da gelelim mi?” gibi sorular yönlendirici olduğu için sorulmamalı; ancak mutlaka gününün nasıl geçtiği yargısızca sorulmalıdır. Yeni bir ortama uyum sağlaması zaman alacağından “Hayır sevmedim, gelmeyelim.” deme olasılığı çok yüksektir. Çocuğunuzla günü değerlendirin. “Bugün seni en çok güldüren şey neydi? Bugün hangi oyunları oynadın?” gibi sorular sorabilirsiniz.

Unutmayın ki, her çocuk, her aile biricik ve özeldir. Herkesin kreşe uyum süreci, kreşe başlama nedenleri farklıdır. Çocuğunuzu kreşe göndermeniz sizin kötü anne/baba olduğunuz ya da çocuğunuza bakamadığınız anlamına gelmez. Tam tersine çocuğunuzun yalnızca ev ortamında karşılanmayacak pek çok gelişimsel ihtiyacını karşılamak üzere bir adım attığınızı gösterir. Çocuğunuzun gelişiminde akranlarının ve okul öncesi eğitimin önemi çok büyüktür.

Çocuk Gelişim Uzmanı
Sebahattin Doğru
Lokman Hekim Akay Hastanesi

Çocuk Gelişimi polikliniğimizden randevu almak için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli olacaktır.

Whatsapp E-Appointment