Akay Hastanesi

Prostat Kanseri

Prostat; meni içeriğinin bir kısmını oluşturan ceviz şeklinde bez yapısında bir organdır. Mesaneden çıkan idrar kanalını (üretra) çepeçevre sarar. Prostat bezinin işlevlerini sürdürebilmesi için vücutta erkeklik hormonlarının bulunması gerekir. Vücuttaki erkeklik hormonlarının ana kaynağı testislerdir ve testosteron isimli hormonu salgılarlar. Erkeklik hormonlarının bir kısmı da böbrek üstü bezleri (surrenal) tarafından salgılanır.

Kanser Nedir? Sağlıklı insanlarda hücreler bölünerek çoğalır ve işlevlerini yerine getirdikten sonra parçalanarak yok olurlar. Hücreler ihtiyaç olmadığı halde bölünmeye devam ederlerse yeni oluşan hücreler dokuda büyümeye yol açarlar. Dokudaki aşırı büyüme sonucu tümör adı verilen kitle oluşur. Tümör; benign (iyi huylu) ya da malign (kötü huylu) özellikte olabilir. İyi huylu tümör kanser değildir ve kötü huylu tümörlerden farkı vücudun diğer bölümlerine yayılmazlar. Kanserli dokudan ayrılan hücreler kan ve lenf yoluyla vücudun değişik kısımlarına yayılabilirler ve yeni kanser odakları oluştururlar. Kanserin köken aldığı organ dışındaki dokulara yayılmasına metastaz denir ve köken aldıkları organın ismi ile adlandırılır. Örneğin prostat kanseri kemiğe yayıldığında kemikteki kanser hücreleri prostat kanseri hücrelerinden oluştuğu için “metastatik prostat kanseri” olarak isimlendirilir.

Prostat kanseri erkeklerde sık görülen kanserlerden bir tanesidir. Ortalama her 9 erkekten birine prostat kanseri tanısı konmaktadır. .Genellikle prostat kanseri yavaş büyür ve başlangıçta prostata lokalizedir. Prostat kanserinin bazı tipleri yavaş büyümesi nedeniyle minimal tedavi, hatta hiç tedavi gerektirmezken, bazı tipleri agresif olup hızlıca yayılabilir. Prostat kanseri prostat bezi içinde sınırlıyken erken yakalandığı taktirde başarılı tedavi şansı çok yüksektir.

Belirtiler; Erken evrelerde prostat kanseri hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle tüm erkeklerde tarama prostat kanseri için önemli bir konudur. Erken dönemde görülebilecek belirtiler; sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, idrar yapmaya başlamada gecikme, idrar bitiminde damlama, hiç idrar yapamama, idrar akış hızında azalma, idrar yaparken yanma ve ağrı, boşalma esnasında ağrı, idrar ve menide kan görülmesidir. Geç dönem prostat kanseri belirtilerİ; sırt, kalça ve/veya bacak ağrılarıdır. Ancak bu belirtiler başka bir sağlık probleminden de kaynaklanıyor olabilir. Yani bu belirtilerin olması kişinin mutlak prostat kanseri olduğu anlamına gelmez. Böyle bir durumda doğru olan yaklaşım bir üroloji uzmanına başvurmaktır.

Sebepleri; Prostat kanserinin sebepleri net değildir. Prostattaki bazı hücrelerin anormal olması ile prostat kanseri başlar. Anormal hücrelerin DNA’larındaki mutasyon nedeniyle normal hücrelere göre daha hızlı büyür ve bölünürler. Anormal hücreler yaşamlarını sürdürürken normal hücreler kaybolurlar. Biriken anormal hücreler tümörü oluşturur ve hemen yanındaki dokulara doğru büyürler. Bazı anormal hücreler kopup vücudun diğer alanlarına yayılabilir (metastaz).

Risk faktörleri; Prostat kanseri riskini arttıran faktörler;

    • Yaş; Yaş arttıkça prostat kanseri olma riski artar.
    • Irk; Siyah ırkta prostat kanseri olma olasılığı diğer ırklara göre daha fazladır. Ayrıca siyah ırkta prostat kanserinin daha agresif ve ilerlemiş olma eğilimi vardır.
    • Aile Hikayesi; Ailesinde prostat kanseri olanlarda risk daha fazladır. Ayrıca ailede meme kanseri riskini arttıran genler (BRCA1 ya da BRCA2) varsa ya da ailede meme kanseri olan bireyler varsa prostat kanseri riski artar.
    • Obesite; Prostat kanseri tanısı konan obes erkeklerde tedavi edilmesi daha zor olan ilerlemiş hastalık daha sıktır.

Tanı;

    • Parmakla Rektal Muayene: Tanıda en önemli aşamadır. Bu muayenede hekim prostatın büyüklüğü, kıvamı ve kitle içerip içermediği hakıında bilgi sağlar.
    • Kan Testleri: Prostat hastalıklarının tanısında bir diğer önemli aşama kandaki total Prostat Spesifik Antijen (PSA) düzeyidir. PSA prostattan salgılanan ve kana belli oranda geçen bir proteindir. PSA prostat kanserinin yanı sıra BPH ve prostatın iltihabında da yükselebilir. PSA’daki değişimler hastanın prostat kanseri yönünden incelenmesi gerekliliği konusunda yol göstericidir.
    • İdrar Tahlili: İdrarda kan veya iltihap hücrelerinin varlığı araştırılır.
    • Transrektal Ultrasonografi: Ultrasonografi aletinin makattan yerleştirilen bölümüyle prostatın iç yapısı ve prostat büyüklüğü daha detaylı bir şekilde incelenir.
    • Prostat Biyopsisi: Muayene ve test sonuçları hastada prostat kanseri olabileceğini düşündürüyorsa mutlaka doku örneklemesi (biyopsi) yapılmalıdır. Prostat kanseri tanısını kesinleştirecek tek yol biyopsidir. Biyopsi ile alınana doku örnekleri patolojik incelemeye gönderilir ve patoloji uzmanı tarafından değerlendirilir.

Evreleme; Prostat kanserinde uygulanacak tedavi hastalığın yaygınlığı (evresi) ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle tanı konduktan sonra evreleme yapılmalıdır. Evreleme sırasında kanserin sadece prostat bezi içinde sınırlı olup olmadığı, prostat bezi dışında yayılım varsa nerede olduğu araştırılır. Bu amaçla hastaya göre değişkenlik göstermekle birlikte akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi, magnetik rezonans görüntüleme (MRG), PSMA PET gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Multiparametrik MRG olarak bilinen yeni yöntem, tedavi seçeneklerini etkileyebilecek olan kanserin yayılımını ve ne kadar saldırgan olabileceğini belirlemeye yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Bu tetkik, bir standart MRG çekilmesini ve ardından diğer türdeki en az bir MRG taramasının (difüzyon ağırlıklı görüntüleme [DWI], dinamik kontrastlı [DCE] MRG veya MR spektroskopi) daha yapılmasını içerir. Ardından, farklı taramaların sonuçları göz önünde bulundurulur. Geliştirilmiş (enhanced) MRG adı verilen diğer bir yeni yöntem kanser hücreleri içeren lenf nodlarının bulunmasına yardımcı olabilir. Hastalarda ilk önce standart MRG çekilir. Ardından, hastalara küçük manyetik parçacıklar enjekte edilir ve bir sonraki gün diğer bir tarama çekilir. Bu iki tarama arasındaki farklılıklar lenf nodlarındaki muhtemelen kanser hücrelerine işaret ederler. Bu tekniğin ilk sonuçları ümit vaat etmektedir, ancak yaygın şekilde kullanılmadan önce daha fazla araştırılması gerekmektedir. İşaretli glukoz yerine radyoaktif karbon asetatı kullanan pozitron emisyon tomografisinin (PET) yeni bir türü de vücudu farklı bölgelerindeki prostat kanserinin tespit edilmesinde ve tedavinin işe yarayıp yaramadığının belirlenmesinde yardımcı olabilir. Bu teknik günümüzde çalışılmaktadır.

Tedavi; Prostat kanserinde tedavi hastalığın yaygınlığı ve tümör hücrelerinin derecesine göre belirlenir. Tedavide dikkate alınan diğer faktörler; hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve bunlarla bağlantılı olarak kişinin beklenen yaşam süresidir. Öte yandan tedavi ve tedavinin olası yan etkileri konusunda hastanın duygu ve düşünceleri dikkate alınmalı ve hasta verilecek kararlara aktif olarak katılmalıdır. Prostat kanseri tanısı konan hastalarda tedavi seçenekleri; herhangi bir tedavi uygulanmadan düzenli kontrollerle izlenip gerekirse tedavi (aktif izlem), cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve/veya hormonal tedavilerdir. Doktor ve hasta tedaviye karar verirken her tedavi seçeneğinin avantaj ve dezavanbtajlarını göz önünde bulundurmalıdır. Tedaviler idrar yapma ve kaçırma, cinsel yaşam ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yapabilir.

    • Aktif İzlem: Prostat kanseri çoğu hastada çok yavaş ilerler. Bu nedenle uygun hastalar prostat kanseri tanısı konulmasına rağmen tedavi edilmeyebilir. Tedavinin yarardan çok olası yan etkileri nedeniyle zarar verebileceği düşücesiyle aktif izlem önerilebilir. Bu durumda hastaya herhangi bir tedavi uygulanmaksızın belirli aralıklarla muayene ve testlerle izlenir. Takip esnasında ki bulgulara göre gerekirse tedaviye geçlir.
    • Cerrahi Tedavi: Prostat kanserinin erken evrelerinde uygulanan ve prostat bezinin tamamen çıkarılması için yapılan ameliyata “Radikal Prostatektomi” denir. Prostata sınırlı olduğu düşünülen ve beklenen yaşam süresi 10 yılın üzerinde olan hastalar için uygun bir tedavi yöntemidir. Radikal prostetktomi ameliyatı açık, laparoskopik ya da robot yardımlı olarak yapılabilir. Başlıca yan etkiler; idrar kaçırma, erektil disfonksiyon ve idrar kanalında darlık.
    • Radyoterapi (Işın Tedavisi): Prostat kanserinin değişik evrelerine farklı amaçlarla uygulanabilen bir tedavi yöntemidir. Radyasyon (ışın) tedavisinde kanser hücrelerinin bulundukları yerde yüksek enerjili ışınlarla yok edilmesi ve büyümelerinin önlenmesi hedeflenir. Erken evre prostat kanserinde radyasyon tedavisi cerrahi yerine veya cerrahiyi takiben o bölgede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için uygulanabilir. Prostat kanseri diğer organlara sıçradığında radyo terapi bu alanlarda uygulanıp kanserin burada oluşturduğu rahatsızlıkların giderilmesinde de rol oynayabilir.
    • Hormon tedavisi: Prostat kanseri hücreleri büyümek ve çoğalmak için erkeklik hormonlarına gereksinim duyarlar. Bu nedenle prostat kanserinin tedavisinde kandaki erkeklik hormonu seviyesinin düşürülmesi veya hormonun hücrelere etkisinin engellenmesi önemli bir yer tutar. Vücudun başka yerlerine yayılmış olsalar da hormon seviyesindeki düşüş tüm kanser hücrelerini etkiler. Hormon tedavisi sistemik bir tedavidir. Hormon tedavisi farklı şekillerde uygulanabilir. Ameliyatla hayaların (testislerin) alınması yöntemine ‘Orşiektomi’ ismi verilir ve bu yöntemle erkeklik hormonunun ana kaynağı ortadan kaldırılır. Üç ya da 6 aylık olarak enjeksiyon (iğne) şeklinde uygulanan LHRH – agonisti ilaçlar hormon tedavisinin bir başka şeklidir. LHRH- agonisleri testislerin erkeklik hormonu (testosteron) üretmesini engellerler. Orşiektomi sonrasında veya LHRH – agonisti tedavisiyle hayalardan erkeklik hormonu üretimi durur. Ancak böbreküstü bezleri az miktarda da olsa erkeklik hormonu üretimini sürdürmektedir. Az miktardaki bu hormon üretimininin etkisini engellemek için tablet şeklindeki antiandrojen ilaçlar kullanılabilir. Orşiektomi sonrası veya LHRH- agonisti ilaçlarla birlikte androjen ilaçların kullanımına Tam Androjen Blokojı adı verilmektedir.
    • Kemoterapi: 2010 yılından sonra metastatik prostat kanseri tedavisinde pek çok yenilik olmuştur. Kullanılan bazı ilaçlar ve kemoterapinin yaşam süresini belirgin bir biçimde arttırdığı gösterilmiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar birçok kemoterapi ilacının prostat kanserine etki ettiğini göstermiştir. Dosetaksel ve kabazitaksel gibi bazı ilaçların ileri evre prostat kanseri hastalarında yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir. Yakın zamanda yapılan geniş araştırmaların sonuçları; metastatik prostat kanserinde hastalığın başlangıç aşamasında kemoterapi (dosetaksel) verilmesinin daha uzun yaşamalarına yardımcı olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar cesaret vericidir, ancak bu çalışmalar daha yeni hormon tedavilerini (abirateron ve enzalutamid) kullanmaya başlamadan önce yapılmıştır. Dolayısıyla, sonuçların bugün de aynı olup olmayacağı kesin değildir. Diğer yeni kemoterapi ilaçları ve bunların kombinasyonları da çalışılmaktadır.

Tedaviye Bağlı Yan Etkiler; Prostat kanseri tedavisinde kullanılan tüm yöntemler (cerrahi, ışın tedavisi, ilaç uygulamaları) kaçınılmaz bir şekilde vücudun sağlıklı çalışan dokularını da etkileyeceklerdir. Tedavilerin sağlıklı dokular ve hücrelerde oluşturacağı zarar sıklıkla istenmeyen, bazen de ciddi yan etkilere neden olabilir. Tedavi sırasında görülen yan etkiler şüphesiz uygulanan tedavinin tipine ve vücuttaki etkisinin yaygınlığına göre şekillenecektir. Ayrıca her hastanın tedaviye verdiği yanıttaki farklılıklar gibi gelişecek yan etkilerde de kişisel değişimler görülecektir. Hekimler ve yardımcıları hastalarını uygulanacak tedavinin olası yan etkileriyle çözüm yolları konusunda bilgilendireceklerdir. Gelişen yan etkilerin en kısa sürede çözüme kavuşturulabilmesi için hastaların hekimleri ile görüşmelerinde yarar vardır.