444 99 11
FOR INTERNATIONAL PATIENT
  • Hastaneler
      • Lokman Hekim İstanbul Hastanesi ➔
      • Lokman Hekim Akay Hastanesi ➔
      • LHÜ Ankara Hastanesi ➔
      • Lokman Hekim Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi ➔
      • Lokman Hekim Demet Tıp Merkezi ➔
      • Lokman Hekim Etlik Hastanesi ➔
      • Lokman Hekim Van Hastanesi ➔
      • Lokman Hekim Erbil Tanı ve Görüntüleme Merkezi ➔
      • Lokman Hekim Üniversitesi Sağlık Danışmanlık Hizmetleri ➔
      • Lokman Hekim Medical Center ➔
      Hastane Görseli
  • Tıbbi Birimler
  • Doktorlar
  • Sağlık Rehberi
  • Hasta Rehberi
    • Anlaşmalı Kurumlar
    • Uluslararası Hasta Hizmetleri
    • Görüş Bildir
  • İletişim
1. Hastane 2. Birim 3. Doktor 4. Bilgiler & Saat

Hangi hastaneden randevu almak istiyorsunuz?

Tıbbi birim seçiniz

Doktor seçiniz

Uygun Randevu Saatleri

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Aşağıdan bir konu seçin, sizi doğru yere götürelim.

Hasta RehberiZiyaret, prosedürler KurumsalMisyon, değerler Gebe OkuluAnne adayları HaberlerBasın, duyurular DergilerYayınlarımız KariyerAçık pozisyonlar
Global Care For International Patient
Telefon 444 9 911 Mesaj WhatsApp
Görüş Bildir
1. Hastane 2. Birim 3. Doktor 4. Bilgiler & Saat

Hangi hastaneden randevu almak istiyorsunuz?

Tıbbi birim seçiniz

Doktor seçiniz

Uygun Randevu Saatleri

Değişen Beslenme Alışkanlıkları Besin Alerjilerinin Görülme Sıklığını Artırıyor

Anasayfa
Değişen Beslenme Alışkanlıkları Besin Alerjilerinin Görülme Sıklığını Artırıyor

Yayınlama Tarihi: 29.12.2025
Lokman Hekim içeriklerini sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
Bu içeriği yapay zeka araçları ile özetleyin:
ChatGPT Claude Perplexity Grok Google AI
İçindekiler
  1. 01Genetik yatkınlığı olanlarda erken ortaya çıkıyor
  2. 02Besin alerjisi her zaman tamamen önlenebilir bir hastalık değil

Lokman Hekim Sağlık Grubu Etlik Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Bozkurt, son yüzyılda değişen beslenme alışkanlıklarının besin alerjilerinin görülme sıklığını artırdığını belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Bülent Bozkurt, bazı alerjik reaksiyonların hayatı tehdit edebilecek boyutlara ulaşabildiğini vurguladı.

Bozkurt, nüfus artışı, gıda çeşitliliğinin çoğalması ve sık öğün tüketimiyle insanların çok daha fazla besine maruz kaldığını ifade ederek, 'Geçmişte insanlar günde iki öğünle beslenirken, günümüzde 3 ana öğün ve ara öğünlerle çok daha yoğun bir beslenme düzeni oluştu. Batılı ülkelerde bir insanın yaşamı boyunca 2-3 ton besin tükettiği düşünüldüğünde, besin kaynaklı hastalıkların artması sürpriz değildir.' değerlendirmesinde bulundu.

Besin alerjisinin tarihsel olarak yeni bir durum olmadığına dikkati çeken Bozkurt, ilk bulguların yaklaşık 2400 yıl önce Hipokrat tarafından tanımlandığını, sonraki yüzyıllarda süt, yumurta ve çeşitli besinlerle ilişkili alerjik reaksiyonların tıp literatüründe yer aldığını aktardı.

Son yüzyılda değişen beslenme alışkanlıklarının besin alerjilerinin görülme sıklığını artırdığını aktaran Bozkurt, besinlerle oluşan reaksiyonların alerjik ve alerjik olmayan olarak sınıflandırıldığına değinerek, besin intoleranslarının en sık görülen reaksiyon türü olduğunu, gerçek besin alerjisinin ise bağışıklık sistemi aracılığıyla geliştiğini vurguladı.

 

Genetik yatkınlığı olanlarda erken ortaya çıkıyor

Genetik yatkınlığı olan bireylerde besin alerjisinin erken yaşlarda ortaya çıkabildiğini ifade eden Bozkurt, 'Bazı kişilerde besin alımını takiben dakikalar içinde gelişen anafilaktik şok, nefes darlığı, tansiyon düşmesi ve şuur kaybına yol açarak ölümle sonuçlanabilir.' uyarısında bulundu.

Bozkurt, besin alerjisinin çocuklarda yüzde 2,4 oranında, erişkinlerde ise yüzde 1,6 oranında görüldüğünü belirterek, acil servislere besin ilişkili reaksiyonlar nedeniyle sık başvuru yapıldığını, ölümlerin ise nadir olsa da görüldüğünün altını çizdi.

Bazı alerjik reaksiyonların egzersizle ortaya çıkabildiğine işaret eden Bozkurt, 'Besin alımından 2-4 saat sonra yapılan egzersiz, özellikle susam, balık, deniz ürünleri, süt ve kereviz gibi besinlerle ilişkili alerjik reaksiyonları tetikleyebilir.' ifadelerini kullandı.

Bozkurt, çocuklarda süt, yumurta, yer fıstığı, soya ve buğdayın, erişkinlerde ise yer fıstığı, balık, kabuklu deniz ürünleri ve fındığın alerjik reaksiyonların büyük bölümünden sorumlu olduğunu, son yıllarda kivi, mango, kavun ve susam gibi besinlerin de öne çıktığını kaydetti.

Besin alerjisinin tanısının alerji uzmanları tarafından konulması gerektiğini vurgulayan Bozkurt, deri testleri, kanda besine özgü 'IgE ölçümleri' ve gerektiğinde kontrollü besin yükleme testlerinin kullanıldığını belirtti.

Piyasada çok sayıda besine karşı alerjiyi ölçtüğü iddia edilen IgG testlerinin bilimsel geçerliliği olmadığını ifade eden Bozkurt, bu testlerin Avrupa ve Türkiye'deki alerji otoriteleri tarafından önerilmediğine dikkati çekti.

Bozkurt, tedavinin temelinin alerjen besinden tamamen kaçınmak olduğunu belirterek, ağır alerjisi olan hastaların yanlarında adrenalin oto-enjektörü taşımasının hayati önem taşıdığını ifade etti.

Besin alerjisi olan çocukların ailelerinin ve okul personelinin bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, alerjik bireylerin tanımlayıcı kart veya bileklik taşımasının olası acil durumlarda kritik rol oynadığını hatırlattı.

 

Besin alerjisi her zaman tamamen önlenebilir bir hastalık değil

Bozkurt, besin alerjisinin her zaman tamamen önlenebilir bir hastalık olmadığını ancak bazı risklerin azaltılabileceğini belirtti.

Besin alerjisi olan çocuklarda ilerleyen yıllarda egzama, alerjik nezle ve astım gibi diğer alerjik hastalıkların görülme olasılığının daha yüksek olduğunu kaydeden Bozkurt, besin alerjisi bulunan bebeklerin yaklaşık yüzde 50'sinde şikayetlerin 5 yaşına kadar kaybolabildiğini aktardı.

Bozkurt, 'Daha büyük çocuklar ve erişkinlerde sorumlu besinin kesin olarak saptanması ve diyetten tamamen çıkarılmasıyla belirtiler büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Ancak erişkinlerde alerjiye neden olan besin bir daha tüketilmemelidir.' ifadelerini kullandı.

Anne sütünün koruyucu etkisine de dikkati çeken Bozkurt, Amerikan Pediatri Akademisi verilerine göre, en az 4 ay anne sütü alan bebeklerde atopik dermatit, inek sütü alerjisi ve astım gelişme riskinin azaldığına veya geciktiğine dikkati çekti.

Bozkurt ayrıca, gıda etiketlerinin denetlenmesi ve yüksek alerjen içeren ürünlerde açık uyarıların bulunmasının toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Kaynak:AA

Lokman Hekim içeriklerini sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin

Web sitesi içeriklerimiz Yayın Danışma Kurulu tarafından onaylanarak yayınlanmaktadır. Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorununda, uzman bir sağlık profesyoneline danışmanız önerilir.

Önceki
Çocukluk Çağı Eklem Bozuklukları Doğru Tedavi Planlamasıyla Yönetilebiliyor
Sonraki
Süleyman Alper İnceöz ile Sağlıkta Sürdürülebilirlik Üzerine Röportaj

Lokman Hekim Sağlık Grubu, çeyrek asrı aşkın tecrübesiyle Türkiye’nin güvenilir sağlık kapısı olmaya devam ediyor. Herkes için erişilebilir, kaliteli sağlık hizmeti misyonuyla çalışıyoruz.

Lokman Hekim Üniversitesi

Yatırımcı İlişkileri
  • Yatırımcı İlişkileri
  • Finansal Tablolar ve İstatistikler
  • Özel Durum Açıklamaları
  • Bilgi Toplumu Hizmetleri
Sağlık Rehberi
Fibromiyaljide Erken Tanı ve Doğru Tedavi Yaşam Kalitesini Artırıyor
Lokman Hekim Üniversitesi 2026 Mezuniyet Töreni Gerçekleştirildi
Yeni Nesil Tedavi Çalışmaları ALS ile Mücadelede Umut Vaat Ediyor
Dijital Bağımlılık Nedeniyle Tedavi Gören Çocuk Sayısı Artıyor
Erken Yaşta Madde Kullanımı Beyin Gelişimini Olumsuz Etkileyebilir
İletişim

Ankara / Türkiye

444 99 11
[email protected]
1. Hastane 2. Birim 3. Doktor 4. Bilgiler & Saat

Hangi hastaneden randevu almak istiyorsunuz?

Tıbbi birim seçiniz

Doktor seçiniz

Uygun Randevu Saatleri

© 2026 Lokman Hekim Sağlık Grubu. Tüm hakları saklıdır.

BKIW REKLAM

Öne Çıkan Aramalar: