Prof. Dr. Hasan Cem Irkılata: İşeme Sorunlarında Pelvik Taban da Değerlendirilmeli

Çocuklarda idrar kaçırma, kabızlık ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının bazı durumlarda pelvik taban kaslarının işeme sırasında doğru çalışmamasıyla ilişkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Hasan Cem Irkılata, değerlendirme ve tedavinin çocuğun bulgularına göre planlanması gerektiğini söyledi.
Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Cem Irkılata, çocuklarda görülen idrar ve bağırsak sorunlarının her zaman yalnızca mesaneden kaynaklanmadığını ve aynı belirtiler farklı nedenlerle de ortaya çıkabildiği için uzun süren şikâyetlerde mesane işlevlerinin yanı sıra pelvik taban kaslarının çalışma biçiminin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İşeme sırasında kaslar gevşemek yerine kasılabilir
Irkılata, idrarın rahat boşalabilmesi için pelvik taban kaslarının işeme sırasında gevşemesi gerektiğini belirtti. “Pelvik taban kaslarının idrar yapma sırasında gevşemesi gerekiyor. Bazı çocuklarda bu kaslar gevşemek yerine kasılıyor” diyen Irkılata, kasların mesane boşalırken kasılmasının idrar akımını kesintiye uğrattığını ve bu tablonun disfonksiyonel işeme olarak adlandırıldığını söyledi.
Pelvik taban kasları yalnızca işeme anında değil, çocuğun ani sıkışma hissine verdiği yanıtta da devreye girebiliyor. Mesane istemsiz kasıldığında çocuk idrar kaçırmayı önlemek için bu kasları refleks olarak sıkabiliyor. İdrarı uzun süre erteleme alışkanlığı da mesane dolarken pelvik taban kas tonusunun artmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle idrar kaçırma, kabızlık veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonunun tek başına değerlendirilmesi her zaman yeterli olmayabiliyor. Belirtilerin ne zaman başladığı, birlikte görülüp görülmediği ve çocuğun işeme alışkanlıkları, olası nedenin anlaşılması açısından önem taşıyor.
Tanı ve tedavi çocuğun bulgularına göre belirleniyor
Irkılata, “Pelvik taban bozukluklarının tanısında öncelikle çocuğun şikayetleri ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli” sözleriyle tanı sürecinin ayrıntılı bir öyküyle başladığını vurguladı. Muayene bulguları, kasların kasılma ve gevşeme biçimiyle birlikte ele alınıyor.
Gerekli görülen çocuklarda elektromiyografi ile pelvik taban kaslarının istemli kasılması ve gevşemesi ölçülebilirken, idrar akımıyla eş zamanlı yapılan kas aktivitesi ölçümleri de bozukluğun tipini ve derecesini belirlemeye yardımcı olabiliyor. Değerlendirme tek bir bulguya değil, elde edilen verilerin birlikte yorumlanmasına dayanıyor.
Irkılata, pelvik taban işlev bozukluğu saptandığında tedavinin her çocuk için ayrı planlandığını ve pelvik taban kas rehabilitasyonunda manuel gevşetme teknikleri, egzersizler, karın içi basınç kontrolü ile biyolojik geri bildirim yöntemlerinden yararlanılabildiğini aktardı. Takip sırasında çocuğun şikâyetleri ve kas aktivitesi yeniden değerlendirilerek program güncelleniyor.
Uzun süren idrar kaçırma, kabızlık veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, pelvik taban işlev bozukluğunu tek başına kanıtlamaz; bu belirtiler farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle ailelerin şikâyetleri önemsemesi ve çocuğun uzman hekim tarafından değerlendirilmesi, sorunun kaynağının anlaşılmasına ve uygun bir yol izlenmesine yardımcı olur.