Baş ve boyun kanserleri; ağız boşluğu, dil, dudak, yutak, gırtlak, burun ve sinüsler ile tükürük bezlerinde gelişen kötü huylu tümörlerin ortak adıdır. Bu kanserler konuşma, yutma, solunum, tat ve yüz hareketleri gibi günlük yaşamı doğrudan etkileyen işlevlerle yakın ilişkilidir. Bu nedenle geçmeyen ses kısıklığı, iyileşmeyen ağız yarası veya boyunda açıklanamayan bir kitle gibi belirtilerin gecikmeden değerlendirilmesi gerekir.
Baş ve boyun bölgesindeki her belirti kanser anlamına gelmez. Enfeksiyonlar, iyi huylu kistler, reflü ve sesin yanlış kullanımı da benzer şikâyetlere yol açabilir. Buna karşılık düzelmeyen, tekrarlayan ya da giderek belirginleşen belirtilerde Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) uzmanına başvurmak doğru ilk adımdır. Boyunda yeni bir kitle veya solunumu etkileyen bir şikâyet varsa belirli bir süre beklenmemelidir.
Baş ve boyun kanserleri hangi bölgelerde görülür?
“Baş ve boyun kanseri” tek bir hastalığı değil, farklı anatomik bölgelerde başlayan bir kanser grubunu tanımlar. Beyin, göz, tiroit ve yemek borusu kanserleri genellikle bu grubun içinde değerlendirilmez. Tümörün başladığı bölge; belirtileri, evreleme yöntemini ve tedavi planını değiştirir.
Ağız boşluğu ve dudak kanserleri
Dudak, dilin hareketli ön bölümü, diş eti, yanak içi, sert damak ve ağız tabanında gelişebilir. İyileşmeyen yara, beyaz ya da kırmızı leke, ağız içinde kanama, çiğneme güçlüğü, dilde hareket kısıtlılığı ve tam oturan protezin zamanla uyumsuz hâle gelmesi görülebilir.
Orofarinks kanserleri
Orofarinks; bademcikler, dil kökü, yumuşak damak ve boğazın orta bölümünü kapsar. Tek taraflı boğaz veya kulak ağrısı, yutma güçlüğü ve boyunda ağrısız şişlik ilk belirtiler arasında yer alabilir. Yüksek riskli insan papilloma virüsü (HPV), özellikle bu bölgedeki bazı kanserlerle ilişkilidir.
Nazofarinks ve hipofarinks kanserleri
Nazofarinks burnun arkasındaki üst yutak bölümüdür. Bu bölgedeki tümörler tek taraflı burun tıkanıklığı, burun kanaması, kulakta dolgunluk ve boyunda kitleyle kendini gösterebilir. Gırtlağın arkasında ve yanında bulunan hipofarinks tümörlerinde ise yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, kilo kaybı ve ses değişikliği daha belirgin olabilir.
Gırtlak (larinks) kanseri
Gırtlak kanseri ses tellerini etkilediğinde geçmeyen ses kısıklığı erken dönemde ortaya çıkabilir. Sürekli öksürük, yutkunurken ağrı, nefes darlığı, boğazda yabancı cisim hissi ve kanlı balgam da görülebilir. Ses kısıklığının iki-üç haftayı aşması, özellikle tütün kullanan kişilerde KBB muayenesini gerektirir.
Burun boşluğu ve paranazal sinüs kanserleri
Bu tümörler seyrektir ve başlangıçta sinüziti andırabilir. Tek taraflı ve geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzde uyuşma veya şişlik, göz çevresinde değişiklik ve baş ağrısı değerlendirilmesi gereken belirtilerdir.
Tükürük bezi kanserleri
Tükürük bezi tümörleri en sık kulak önünde, çene altında veya ağız içinde kitle olarak fark edilir. Şişlik çoğu zaman ağrısızdır. Yüzün bir tarafında güçsüzlük, uyuşma veya asimetri gelişmesi sinir etkilenmesini düşündürebilir ve gecikmeden muayene gerektirir.
Baş ve boyun kanseri belirtileri nelerdir?
Belirtiler tümörün başladığı bölgeye göre değişse de bazı şikâyetler bu kanser grubunda daha sık görülür:
Boyunda geçmeyen veya büyüyen şişlik
Geçmeyen ses kısıklığı ya da seste değişiklik
Ağızda veya dilde iyileşmeyen yara
Ağız içinde beyaz ya da kırmızı leke
Yutma güçlüğü veya yutkunurken ağrı
Tek taraflı ve nedeni açıklanamayan kulak ağrısı
Tek taraflı burun tıkanıklığı veya tekrarlayan burun kanaması
Çiğneme, dil ya da çene hareketlerinde zorlanma
Sürekli boğaz ağrısı, öksürük veya kanlı balgam
Yüzde uyuşma, güçsüzlük veya asimetri
İştahsızlıkla birlikte açıklanamayan kilo kaybı
Bu belirtilerin çoğu daha sık görülen iyi huylu hastalıklardan kaynaklanabilir. Buna rağmen üç haftayı aşan bir ağız yarası; geçmeyen ses kısıklığı, boğaz ağrısı veya yutma güçlüğü; açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı değerlendirilmelidir. Boyunda yeni ya da büyüyen bir kitle için belirli bir süre beklenmemelidir.
İstirahatte belirgin nefes darlığı, gürültülü veya ıslık benzeri solunum, tükürüğü bile yutamama, hızla artan boğaz-boyun şişliği ya da ağızdan veya boğazdan durmayan yoğun kanama varsa 112 aranmalıdır.
Baş ve boyun kanserleri neden olur?
Baş ve boyun kanserlerinin tek bir nedeni yoktur. Hücrelerde zaman içinde oluşan genetik değişiklikler kanser gelişimine zemin hazırlar; tütün, alkol ve bazı enfeksiyonlar bu değişikliklerin ortaya çıkma ihtimalini artırabilir.
Tütün ve alkol
Sigara, puro, pipo, nargile ve dumansız tütün ürünleri ağız boşluğu, yutak ve gırtlak kanserleri için başlıca risk etkenlerindendir. Yoğun alkol kullanımı da riski artırır. Tütün ve alkol birlikte kullanıldığında risk, bu etkenlerin ayrı ayrı oluşturduğu riskten daha yüksek olabilir.
HPV ve baş-boyun kanserleri
Yüksek riskli HPV tipleri, özellikle HPV 16, bademcik ve dil kökünü içeren orofarinks kanserlerinin bir bölümüyle ilişkilidir. HPV ile ilişkili tümörler, tütün ve alkole bağlı tümörlerden farklı biyolojik özellikler gösterebilir. Ağızda bulunan her HPV enfeksiyonu kansere dönüşmez; enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Risk, yüksek riskli bir tipin uzun süre kalıcı olduğu durumlarda artar.
HPV ile ağız boşluğunun ön bölümündeki kanserler aynı biçimde ilişkilendirilmemelidir. Örneğin dil kökü orofarinksin, dilin hareketli ön kısmı ise ağız boşluğunun parçasıdır. Tümörün başladığı yer hem risk değerlendirmesini hem de evrelemeyi etkiler.
Diğer risk etkenleri
Epstein-Barr virüsü (EBV), özellikle bazı nazofarinks kanserleriyle ilişkilidir.
Güneş ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmak dudak kanseri riskini artırabilir.
Odun tozu, deri tozu, nikel ve bazı kimyasallara uzun süreli mesleki maruziyet burun ve sinüs kanserleriyle ilişkilidir.
Bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar veya tedaviler bazı tümörlerin riskini artırabilir.
Kötü ağız sağlığı ve yetersiz beslenme bazı çalışmalarda riskle ilişkilendirilmiştir; ancak bunlar tek başına doğrudan neden olarak kabul edilmez.
Kimler daha yüksek risk altındadır?
Baş ve boyun kanserleri her yaşta görülebilir; sıklık genel olarak yaşla birlikte artar ve birçok tür 50 yaş sonrasında daha sık tanı alır. Bununla birlikte HPV ile ilişkili orofarinks kanserleri daha genç ve hiç tütün kullanmamış kişilerde de gelişebilir. Bu nedenle yalnızca yaşa veya sigara öyküsüne bakarak risk dışlanamaz.
Tütün kullananlar, yoğun alkol tüketenler, tütün ile alkolü birlikte kullananlar, yüksek riskli HPV veya EBV ile ilişkili kalıcı enfeksiyonu bulunanlar ve belirli mesleki maddelere uzun süre maruz kalanlar daha yüksek risk taşır. Daha önce baş ve boyun kanseri tedavisi gören kişilerde ikinci bir tümör gelişme riski de artabilir.
Baş ve boyun kanseri için hangi doktora gidilir?
İyileşmeyen ağız yarası, geçmeyen ses kısıklığı, yutma güçlüğü veya boyunda açıklanamayan kitle için ilk değerlendirmeyi çoğunlukla KBB uzmanı yapar. Ağız boşluğundaki şüpheli lezyonlarda diş hekimi veya ağız, diş ve çene cerrahı da bulguyu fark ederek uygun bölüme yönlendirebilir.
Kanser tanısı doğrulandığında süreç tek bir branşla sınırlı kalmaz. KBB ve baş-boyun cerrahisi, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Radyoloji, Patoloji, Nükleer Tıp, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, Diş Hekimliği, Beslenme ve Diyetetik ile konuşma-yutma terapisi birlikte çalışabilir. Hangi uzmanlıkların devreye gireceği tümörün yerine ve tedavi planına göre değişir.
Baş ve boyun kanseri tanısı nasıl konur?
Tanı süreci kişinin şikâyetlerinin ve risk etkenlerinin konuşulmasıyla başlar. Hekim ağız boşluğunu, dili, burun ve boğazı inceler; boyundaki lenf düğümlerini muayene eder. Bulgulara göre endoskopi, görüntüleme ve biyopsi planlanır.
Endoskopik muayene
İnce ve kameralı bir endoskopla burun, yutak ve gırtlak ayrıntılı biçimde görülebilir. İşlem çoğu zaman poliklinik koşullarında yapılır. Şüpheli bölgenin yerine göre biyopsi için genel anestezi altında daha kapsamlı bir endoskopik inceleme gerekebilir.
Biyopsi ve patoloji
Kesin tanı, şüpheli dokudan alınan örneğin patoloji laboratuvarında incelenmesiyle konur. Boyundaki bir kitleden çoğu zaman ince iğne aspirasyon biyopsisi veya kalın iğne biyopsisi alınabilir. Ağız, boğaz ya da gırtlaktaki lezyondan ise yerleşime uygun endoskopik veya cerrahi biyopsi yapılır.
Patoloji raporu tümörün türünü ve hücresel özelliklerini gösterir. Orofarinks kanserlerinde HPV ile ilişkiyi değerlendirmek için p16 gibi testler istenebilir. Nazofarinks tümörlerinde EBV ile ilişkili incelemeler gündeme gelebilir. Bu sonuçlar evreleme ve tedavi kararını etkileyebilir.
Görüntüleme yöntemleri
Ultrasonografi: Boyundaki lenf düğümlerini ve yüzeyel kitleleri değerlendirmede, gerektiğinde iğne biyopsisine rehberlik etmede kullanılır.
Bilgisayarlı tomografi (BT): Tümörün boyutunu, kemik ve çevre dokularla ilişkisini ve boyun lenf düğümlerini gösterebilir.
Manyetik rezonans (MR): Dil, ağız tabanı, sinirler ve diğer yumuşak dokular hakkında ayrıntılı bilgi verir.
PET-BT: Bazı hastalarda hastalığın yayılımını, uzak metastazı, tedaviye yanıtı veya nüks şüphesini değerlendirmek için kullanılır. Her hasta için rutin değildir.
Kan testleri genel sağlık durumunu ve tedaviye hazırlığı değerlendirmeye yardımcı olabilir; ancak tek başına baş ve boyun kanseri tanısı koydurmaz.
Baş ve boyun kanserlerinde evreleme nasıl yapılır?
Evreleme, hastalığın ne kadar yayıldığını gösterir ve tedavi planının temelini oluşturur. En sık kullanılan TNM sisteminde “T” ana tümörün boyutunu ve çevre dokulara yayılımını, “N” boyun lenf düğümlerini, “M” ise uzak organ metastazını anlatır. Bu bilgiler bir araya getirilerek hastalık genel olarak Evre I ile Evre IV arasında sınıflandırılır.
Aynı TNM harfleri her baş ve boyun bölgesinde aynı anlamı taşımaz. Evreleme kuralları tümörün başladığı yere göre değişir; HPV/p16 pozitif orofarinks kanserleri için de ayrı bir evreleme yaklaşımı bulunur. Ayrıca bazı baş ve boyun kanserlerinde Evre IV, uzak metastaz olmadan yerel olarak ilerlemiş hastalığı da ifade edebilir. Bu nedenle evre, yalnız görüntüleme raporundaki tümör boyutuna bakılarak yorumlanmamalıdır.
Baş ve boyun kanseri nasıl tedavi edilir?
Tedavi; tümörün başladığı bölge, patolojik türü, evresi, uygun olduğunda HPV/p16 durumu, ameliyat edilebilirliği, hastanın genel sağlığı ve tercihleri birlikte değerlendirilerek multidisipliner kurulda planlanır. Konuşma, yutma ve solunum gibi işlevleri mümkün olduğunca korumak da kanser kontrolü kadar planın önemli bir parçasıdır. Erken evrede tek bir yöntem yeterli olabilirken, ileri evrede birkaç tedavinin birlikte veya art arda uygulanması gerekebilir.
Cerrahi tedavi
Cerrahinin amacı tümörlü dokuyu çevresinde güvenli bir sınırla çıkarmaktır. Lenf düğümlerinde hastalık varsa veya yayılma riski yüksekse boyun diseksiyonu adı verilen işlemle ilgili lenf düğümleri de çıkarılabilir. Oluşan doku kaybını onarmak ve işlevi korumak için aynı ameliyatta rekonstrüktif cerrahi yapılması gerekebilir.
Her tümör ameliyat edilmez. Cerrahi kararı, tümörün çıkarılabilirliği kadar işlemin konuşma, yutma, solunum ve görünüm üzerindeki olası etkileri değerlendirilerek verilir.
Radyoterapi
Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerini hedefler. Bazı erken evre tümörlerde tek başına; ameliyat sonrasında nüks riskini azaltmak için veya kemoterapiyle birlikte kullanılabilir. Tedavi alanına bağlı olarak ağız kuruluğu, tat değişikliği, ağız içi hassasiyet, ciltte kızarıklık, yutma güçlüğü ve yorgunluk görülebilir.
Baş-boyun bölgesine radyoterapi planlanan hastalarda diş ve ağız sağlığı değerlendirmesi tedaviden önce yapılabilir. Ağız bakımı, beslenme ve yutma desteği yan etkilerin yönetiminde önemli yer tutar.
Kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi
Kemoterapi bazı hastalarda radyoterapinin etkisini artırmak amacıyla eş zamanlı verilir. Tekrarlayan veya uzak organlara yayılmış hastalıkta kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ya da bağışıklık sisteminin kansere karşı yanıtını güçlendirmeyi amaçlayan immünoterapiler kullanılabilir.
Bu tedaviler birbirinin doğrudan alternatifi değildir. Seçim; tümörün türü, biyobelirteç sonuçları, daha önce uygulanan tedaviler, böbrek ve işitme fonksiyonları ile kişinin genel sağlık durumuna göre yapılır.
Tedavi sürecinde beslenme, konuşma ve yutma desteği
Baş ve boyun kanserleri ile uygulanan tedaviler çiğneme, yutma, tat alma ve konuşmayı etkileyebilir. Tedavi öncesinde beslenme durumu ile yutma işlevinin değerlendirilmesi, sorunların erken fark edilmesine yardımcı olur. Gerektiğinde diyetisyen, konuşma ve yutma terapisti, diş hekimi ve fizyoterapi ekibi tedaviye eşlik eder.
Kilo kaybı veya yetersiz beslenme riski varsa enerji ve protein gereksinimi kişiye göre planlanır. Yutma egzersizleri ve konuşma rehabilitasyonu, tedavi sonrasında kaybedilen işlevlerin yeniden kazanılmasına veya mevcut işlevlerin korunmasına destek olabilir.
Psikolojik destek, ağrı tedavisi ve palyatif bakım da ihtiyaç duyulan herhangi bir aşamada tedaviye eşlik edebilir. Palyatif bakım yalnız yaşamın son dönemiyle sınırlı değildir; belirtileri ve tedaviye bağlı sorunları azaltmayı, günlük yaşamı desteklemeyi amaçlar.
Tedavi sonrası takip
Takip ziyaretlerinde tedavi edilen bölge ve boyun muayene edilir; gerekli görüldüğünde endoskopi ve görüntüleme yapılır. Kontroller yalnız nüksü araştırmak için değildir. Ağız kuruluğu, tiroit işlev bozukluğu, işitme sorunları, diş problemleri, beslenme güçlüğü ve konuşma-yutma değişiklikleri de izlenir.
Yeni bir boyun kitlesi, geçmeyen ağrı, yeniden başlayan ses kısıklığı, yutma güçlüğü, kanama veya açıklanamayan kilo kaybı gelişirse planlanan kontrol tarihi beklenmeden tedavi ekibiyle görüşülmelidir.
Baş ve boyun kanserlerinden korunmak mümkün mü?
Tüm vakaları önlemek mümkün değildir. Bununla birlikte bazı riskleri azaltmak için şu adımlar uygulanabilir:
Tütün ürünlerini kullanmamak; kullanan kişilerin bırakma desteği alması
Alkol tüketimini sınırlandırmak veya kullanmamak
Güncel resmi aşı takvimi ve hekim önerisi doğrultusunda HPV aşısını değerlendirmek
Dudakları yoğun güneş ışığından korumak
İş yerinde toz ve kimyasallara karşı önerilen koruyucu önlemlere uymak
Ağız ve diş sağlığını korumak, iyileşmeyen lezyonları ihmal etmemek
Genel nüfus için kabul edilmiş rutin bir baş ve boyun kanseri tarama testi yoktur. Bu nedenle kalıcı belirtilerin değerlendirilmesi ve değiştirilebilir risk etkenlerinin azaltılması öne çıkar.
HPV aşısı yeni HPV enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olur; mevcut enfeksiyonu veya gelişmiş bir kanseri tedavi etmez. Orofarenks kanserleriyle ilişkili HPV tiplerine karşı koruma sağladığı için bu kanserlerin riskini de azaltabilir, ancak bütün baş ve boyun kanserlerini önlemez. Uygun yaş ve aşı planı kişisel duruma göre hekimle değerlendirilmelidir. Tütünü bırakmak ise yalnız kanser gelişme riskini azaltmakla kalmaz; tanı sonrasında tedaviye bağlı sorunları ve ikinci kanser riskini azaltmaya da katkı sağlayabilir. Tütünle ilişkili riskler hakkında ayrıntılı bilgi için tütün ürünlerinin zararları konulu yazı incelenebilir.
Baş ve Boyun Kanserleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sıkça Sorulan Sorular
Baş ve boyun kanserlerinin en erken belirtisi nedir?
Tek bir erken belirti yoktur. Tümörün yerine göre boyunda ağrısız şişlik, geçmeyen ses kısıklığı, iyileşmeyen ağız yarası veya tek taraflı boğaz-kulak ağrısı ilk bulgu olabilir. Uzayan, tekrarlayan ya da giderek artan şikâyetler KBB uzmanı tarafından değerlendirilmelidir; boyunda yeni kitle veya solunum güçlüğü varsa beklenmemelidir.
Boyundaki her kitle kanser midir?
Hayır. Enfeksiyonlar, tiroit hastalıkları, tükürük bezi sorunları ve iyi huylu kistler de boyunda şişliğe yol açabilir. Erişkin bir kişide açıklanamayan, sert, büyüyen veya birkaç hafta içinde gerilemeyen kitle muayene gerektirir.
Baş ve boyun kanserleri bulaşıcı mıdır?
Kanser kişiden kişiye bulaşmaz. HPV ve EBV gibi bazı virüsler bulaşabilir; ancak bu enfeksiyonların bulunduğu herkes kanser olmaz.
HPV pozitifliği kanser tanısı anlamına gelir mi?
Hayır. HPV enfeksiyonu sık görülür ve çoğu enfeksiyon kendiliğinden temizlenir. Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonu bazı orofarinks kanserlerinin riskini artırabilir; tek başına HPV testi kanser tanısı koydurmaz.
Biyopsi kanserin yayılmasına neden olur mu?
Uygun teknikle yapılan biyopsi, kanser tanısının kesinleşmesi için standart bir işlemdir. Biyopsinin kanseri yaydığı düşüncesi genel olarak doğru değildir. Örnekleme yöntemi kitlenin yerine göre hekim tarafından seçilir.
Kan tahliliyle baş ve boyun kanseri anlaşılır mı?
Rutin kan testleri baş ve boyun kanserini tek başına göstermez. Tanı; muayene, endoskopi, görüntüleme ve şüpheli dokudan alınan biyopsinin birlikte değerlendirilmesiyle konur.
Gırtlak kanseri olan herkes sesini kaybeder mi?
Hayır. Tümörün yeri ve evresine göre ses telini koruyan cerrahi, radyoterapi veya başka tedavi seçenekleri gündeme gelebilir. Gırtlağın tamamının çıkarılması gereken durumlarda da konuşmayı yeniden kazanmak için farklı rehabilitasyon yöntemleri bulunur.
Baş ve boyun kanseri tamamen tedavi edilebilir mi?
Tedavi sonucu tümörün başladığı bölgeye, evresine, HPV durumuna, hastanın genel sağlığına ve tedaviye yanıtına göre değişir. Erken evrede hastalığı kontrol altına alma olasılığı genellikle daha yüksektir; kişisel sonuç için tedavi ekibinin değerlendirmesi gerekir.
Baş ve boyun kanseri tekrar eder mi?
Bazı hastalarda kanser aynı bölgede, boyun lenf düğümlerinde veya başka bir organda tekrarlayabilir. Nüks riski tümörün türüne ve evresine göre değiştiği için düzenli takip planına uyulmalıdır.
Tanıdan sonra sigarayı bırakmanın yararı var mıdır?
Evet. Tütünü bırakmak tedaviye bağlı bazı sorunların, yeni bir baş-boyun tümörünün ve başka tütünle ilişkili hastalıkların riskini azaltmaya katkı sağlayabilir. Bırakma desteği için hekimle görüşülebilir.
Yararlanılan Bilimsel Kaynaklar
Bu yazı; baş ve boyun kanserlerinin türleri, belirtileri, risk etkenleri, HPV ile ilişkisi, tanı ve tedavi yaklaşımı hakkında güvenilir kurum kaynakları ve klinik kılavuzlar incelenerek hazırlanmıştır.
Web sitesi içeriklerimiz Yayın Danışma Kurulu tarafından onaylanarak yayınlanmaktadır. Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorununda, uzman bir sağlık profesyoneline danışmanız önerilir.