Hastaneler ve Merkezler
Tüm hastaneler ve merkezlerTıbbi Birimler
Tüm tıbbi birimlerUzmanlık alanları
Hastaneler ve Merkezler
Ankara
Lokman Hekim Akay HastanesiÇankayaLHÜ Ankara HastanesiSincanLokman Hekim Etlik HastanesiKeçiörenLokman Hekim Demet Tıp MerkeziYenimahalleLokman Hekim Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma MerkeziÇankayaLokman Hekim Üniversitesi Sağlık Danışmanlık HizmetleriÇankayaİstanbul
Lokman Hekim İstanbul HastanesiPendikVan
Lokman Hekim Van HastanesiCumhuriyet MahallesiYurt dışı
Lokman Hekim Erbil Tanı ve Görüntüleme MerkeziErbil, IrakLokman Hekim Medical CenterBişkek, KırgızistanTıbbi Birimler
Uzmanlık alanları
KardiyolojiKadın Hastalıkları ve DoğumOrtopedi ve TravmatolojiGastroenterolojiGenel CerrahiGöz Sağlığı ve HastalıklarıKulak Burun Boğaz (KBB)NörolojiÖne çıkan merkezler
Tüp Bebek MerkeziHavacılık Tıp Merkeziİşitme ve Denge MerkeziVertigo ve Denge MerkeziHasta Rehberi

Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ünal İsaoğlu, Demirören Haber Ajansı’na (DHA) verdiği röportajda HPV testinin sonucunun nasıl yorumlanacağını, jinekolojik kanserlerin gözden kaçabilen belirtilerini ve düzenli kontrolün önemini anlattı. Kadın sağlığının belirtiler ortaya çıkmadan da takip edilmesi gerektiğini vurgulayan İsaoğlu, şikâyet olmadığı sürece hekime başvurmaya gerek olmadığı düşüncesine karşı da uyarıda bulundu.
Rahim ağzı kanseri taramasında HPV testinin pozitif çıkması, kadınlarda çoğu zaman büyük bir endişeye yol açar. Oysa HPV toplumda çok yaygın görülen bir virüstür ve enfeksiyonların önemli bir bölümü bir süre sonra bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Yalnızca bazı yüksek riskli HPV tipleri vücutta kalıcı hâle gelerek yıllar içinde rahim ağzında kanser öncüsü değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle HPV pozitifliğinin doğrudan kanser anlamına gelmediğini belirten İsaoğlu, sonucu pozitif çıkan kadınların paniğe kapılmadan hekimine başvurması ve önerilen takip programına uyması gerektiğini vurguladı.
Yüksek riskli HPV çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için ancak tarama testleriyle fark edilebilir. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir ücretsiz HPV-DNA testi uygulanmaktadır. Bu testle rahim ağzından alınan örnekte yüksek riskli HPV türlerinin bulunup bulunmadığı araştırılırken, sonucun pozitif çıkması durumunda aynı örnekten hazırlanan Pap smear ile hücrelerde kanser öncüsü bir değişiklik olup olmadığına bakılmaktadır. Bu incelemelerde şüpheli bir bulgu saptanırsa vakit kaybetmeden ileri değerlendirme yapılması gerekir.
Taramalar kanser öncüsü değişikliklerin erken dönemde yakalanmasına imkân verirken HPV aşısı, virüsün yol açabileceği bazı kanserlere karşı güçlü bir koruma sağlar. Aşı en yüksek etkisini virüsle karşılaşılmadan önce gösterdiği için en uygun aşılama dönemi çocukluk ve ergenliktir. Bu dönemde aşılanmamış yetişkinler de aşının kendileri için uygun olup olmadığını hekimleriyle değerlendirebilir. Aşının var olan bir enfeksiyonu tedavi etmediğini hatırlatan İsaoğlu, aşılanan kadınların da tarama programlarını sürdürmesi gerektiğinin altını çizdi.
Röportajda üzerinde durulan bir diğer konu ise jinekolojik kanserlerin belirtileriydi. İsaoğlu’na göre bu kanserlerde erken tanıyı geciktiren nedenlerden biri, vücudun verdiği ilk işaretlerin sıradan şikâyetler sanılarak geçiştirilmesidir. Örneğin menopozdan sonra az miktarda ya da yalnızca bir kez görülen kanama çoğu zaman önemsenmez, oysa rahim iç zarı (endometrium) kanserinin ilk uyarısı olabilir. Karında şişkinlik, kısa sürede doyma, kasık ağrısı ya da sık idrara çıkma gibi yakınmalar da sindirim veya idrar yolu sorunu sanılabilir; ancak yumurtalık kanseri sıklıkla tam da bu belirtilerle kendini gösterir. Bu nedenle yeni başlayan ve geçmeyen şikâyetlerin, menopoz sonrası kanamanın ise miktarı ne olursa olsun vakit kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Erken tanı süreçlerinde belirtiler kadar kişinin risk etkenleri de önem taşır. Yaş, obezite, diyabet ve hormonal durumlar rahim iç zarı kanserine yakalanma olasılığını artırabilirken, birinci derece yakınlarında meme, yumurtalık, rahim ya da bağırsak kanseri bulunan kadınlarda da jinekolojik kanserler daha sık görülebilir. İsaoğlu’na göre bu özellikleri taşıyan kadınların kontrolleri hekim tarafından daha titizlikle planlanmalı, ailede genç yaşta ya da birden fazla kişide kanser görüldüğünde ise genetik danışmanlık sürece dahil edilmelidir.
Röportajın son bölümünde İsaoğlu, belirti olmadığı için sağlık kontrollerini erteleyen kadınlara seslendi. Tarama programlarıyla hastalık, henüz hiçbir belirti vermemişken yakalanabilir. Şikâyetin olmaması ya da yaşın genç olması bu yüzden kontrolleri ertelemek için bir gerekçe değildir.
Genç kadınların da HPV aşısı ve düzenli taramalar konusunda bilinçli olması önem taşır, ancak düzenli kontrol her kadına aynı testlerin uygulanması anlamına gelmez. İsaoğlu’na göre hangi testin hangi sıklıkla yapılacağı, kişinin yaşı, adet düzeni, gebelik öyküsü, önceki test sonuçları ve aile geçmişi değerlendirilerek planlanmalıdır. Kişiye özel bu kontrolleri günlük yaşamda alınacak önlemler tamamlar. Sigara rahim ağzı, fazla kilo ise rahim iç zarı kanserine zemin hazırlayabildiğinden ideal kiloyu korumak, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve tütün ürünlerinden uzak durmak riski azaltmaya yardımcı olur.
Kadınların bu konulardaki farkındalığının son yıllarda dijital kanallar sayesinde arttığını belirten İsaoğlu, internetteki bilgilerin güvenilir kaynaklardan doğrulanması gerektiğini ve sosyal medyadaki içeriklerin hekim muayenesinin yerini tutamayacağını sözlerine ekledi.
Doğru bilgiye ulaşmayı kadın sağlığının bir parçası olarak gören Lokman Hekim Sağlık Grubu, tedavi hizmetlerinin yanında koruyucu sağlık ve sağlık farkındalığı çalışmalarına da devam ediyor.