Meme kanseri bulaşıcı mıdır?
Hayır. Meme kanseri günlük temas, sarılma veya aynı ortamda bulunma yoluyla başka bir kişiye bulaşmaz. Kanser tanısı alan biriyle olağan sosyal temastan kaçınmak gerekmez.
Meme kanseri, çoğunlukla süt kanallarındaki veya süt üreten bezlerdeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bir hastalıktır. Memede ya da koltuk altında yeni bir kitle, meme başında şekil değişikliği veya meme derisinde içe doğru çökme hastalığın belirtileri arasında yer alabilir. Ancak meme kanseri, özellikle erken evrede, bu belirtilerin hiçbiri ortaya çıkmadan da gelişebilir.
Memede oluşan her kitle kanser değildir; ancak kitlenin ağrılı olup olmaması ya da memenin dışarıdan görünümü, kitle hakkında kesin bir değerlendirme yapmak için yeterli değildir. Memenizde ya da koltuk altınızda yeni bir değişiklik fark ederseniz, nedeninin araştırılması için hekime başvurmanız önerilir. Hekim, muayene bulgularına göre gerekli incelemeleri planlar. Kanser saptanırsa tedavi planı, hastalığın yayılımı ve patoloji incelemesinin sonuçları dikkate alınarak hazırlanır.

Meme kanseri, çoğunlukla süt üreten bezlerdeki ya da sütü meme başına taşıyan kanallardaki hücrelerin kontrolsüz çoğalarak tümör oluşturduğu bir hastalıktır.
Kanser hücreleri çevredeki meme dokusuna, yakındaki lenf düğümlerine veya uzak organlara yayılabilir. Hastalığın ne kadar yayıldığı ve kanser hücrelerinin özellikleri, tedavi planı hazırlanırken birlikte değerlendirilir.
Meme kanserinde sık fark edilen belirtilerden biri, memede veya koltuk altında yeni oluşan bir kitledir. Meme başında ve ciltte ortaya çıkan değişiklikler de değerlendirilmesi gereken bulgular arasındadır. Belirtiler herkeste aynı şekilde görülmez; bazı kişilerde hastalık, henüz bir şikâyet yokken mamografide saptanan şüpheli bir alanın incelenmesiyle de ortaya çıkabilir.
Dikkat edilmesi gereken değişiklikler şunlardır:
Bu değişiklikler enfeksiyon, kist veya başka iyi huylu meme hastalıklarında da görülebilir. Ayrım, belirtilerin görünümüne bakılarak değil, hekimin muayenesi ve gerekli incelemelerle yapılır. Memenizde ya da koltuk altınızda yeni bir kitle, kendiliğinden gelen akıntı veya alışılmadık bir cilt değişikliği fark ederseniz Genel Cerrahi polikliniğine başvurabilirsiniz.
Meme kanseri çoğu zaman ağrıya neden olmaz; bu nedenle ağrısız bir kitleyi önemsiz kabul etmek doğru değildir, ancak meme ağrısı da tek başına kanser belirtisi değildir. Devam eden ağrı, özellikle yeni bir kitle veya başka bir meme değişikliğiyle birlikteyse hekim tarafından değerlendirilmelidir. Ağrının yeri ya da şiddeti, kanserin varlığını veya evresini göstermez.
Meme derisinde hızla gelişen kızarıklık, şişlik ve portakal kabuğu görünümü, meme enfeksiyonlarında görülebildiği gibi inflamatuvar meme kanseri adı verilen, nadir görülen bir türde de ortaya çıkar. Bu kanserde hücreler, meme derisindeki lenf damarlarını tıkayarak sıvının dokudan uzaklaşmasını engeller ve şişlik ile cilt değişikliklerine neden olur. Memede elle hissedilen bir kitle bulunmayabilir. Görünüm tek başına hangi hastalığa bağlı olduğunu göstermediği için bu değişiklikler fark edildiğinde gecikmeden hekime başvurulmalıdır.
Bir fotoğrafa bakarak meme kanseri olup olmadığını söylemek mümkün değildir. Fotoğraflarda meme derisindeki çökme, kızarıklık veya portakal kabuğu görünümü gibi değişiklikler görülebilir; ancak meme içindeki dokular fotoğrafta değerlendirilemez. Görünümün bir fotoğrafa benzemesi kanser olduğu, benzememesi de kanser olmadığı anlamına gelmez. Tanı için hekimin muayenesi ve uygun incelemeler gerekir.
Meme kanseri, hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını düzenleyen genlerdeki değişiklikler sonucunda gelişir. Bu değişikliklerin bir kısmı yaşam boyunca çeşitli etkenlerle ortaya çıkabilirken, daha küçük bir kısmı aileden kişiye kalıtsal olarak aktarılabilir. Tek bir risk faktöründen yola çıkarak bir kişinin neden meme kanseri olduğunu açıklamak mümkün değildir.
Riski artıran etkenler arasında ilerleyen yaş, ailede meme kanseri öyküsü, bazı kalıtsal gen değişiklikleri, alkol tüketimi ve menopoz sonrasında fazla kilo bulunur. Düzenli fiziksel aktivite riski azaltmaya katkı sağlayabilir; ancak sağlıklı yaşam alışkanlıkları hastalığın hiç gelişmeyeceği anlamına gelmez. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan kişilerde de hastalık görülebilir.
BRCA1 ve BRCA2, hücrelerin genetik bilgisini taşıyan DNA’da oluşan hasarın onarılmasına yardımcı olan genlerdir. Bu genlerdeki bazı kalıtsal değişiklikler meme kanseri riskini artırabilir. Ailede genç yaşta tanı alan birden fazla kişinin bulunması, meme kanserinin erkeklerde de görülmesi veya ailede bilinen bir risk artırıcı gen değişikliği olması durumunda kişinin genetik danışmanlık birimine başvurması ve aile öyküsünün bu kapsamda incelenmesi önerilir. Danışmanlıkta hangi testlerin gerekli olabileceği ve sonuçların takip planını nasıl etkileyebileceği ele alınır; ancak genetik risk testi, mevcut bir meme kitlesine kanser tanısı koymak için kullanılmaz.
Meme kanseri erkeklerde de gelişebilir. Erkeklerdeki yeni meme kitlesi, meme başı akıntısı veya cilt değişikliği de değerlendirilmelidir; yalnızca kadınlarda görülen bir hastalık olduğu düşüncesi başvuruyu geciktirmemelidir.
Meme kanseri taraması, herhangi bir belirtisi olmayan kişilerde hastalığı henüz erken evredeyken saptamak için yapılmaktadır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığının ulusal tarama programı kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi çekilir. Bu taramalar Aile Sağlığı Merkezlerinde, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ve mobil tarama araçlarında ücretsiz yapılmaktadır.
Bu program, herkesin kişisel takip planının aynı olacağı anlamına gelmemelidir. Güçlü aile öyküsü veya bilinen bir kalıtsal risk gibi durumlarda taramaya daha erken başlanması, inceleme sıklığının değiştirilmesi ya da mamografiye meme MR’ının eklenmesi gerekebilir. Hangi incelemenin uygun olduğu, kişinin risk değerlendirmesine göre hekim tarafından belirlenir.
Mamografi, kanseri erken bulmaya yardımcı olsa da her kanseri göstermez. Kanser olmayan bir değişiklik şüpheli görünerek ek incelemeler gerektirebilir; kimi zaman yaşam boyunca sorun yaratmayacak bir değişiklik de saptanabilir. Tarama kararı bu yararlar ve sınırlılıklar dikkate alınarak verilir.
Yeni bir kitle veya başka bir meme değişikliği varsa tarama yaşını ya da bir sonraki mamografi tarihini beklemek uygun değildir. Yakın zamanda normal mamografi sonucu alınmış olsa bile yeni bulgunun araştırılması için hekime başvurulmalıdır.
Memenin normal görünümünü ve hissini bilmek, yeni bir değişikliği fark etmeyi kolaylaştırır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı, 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapılmasını önermektedir. Evdeki kontrolün yanında hekimin yaptığı klinik meme muayenesi de 20 yaşından itibaren iki yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir önerilir.
Memenin görünümü ve hissi adet döngüsüne, gebeliğe, emzirmeye ve menopoza göre değişebilir. Amaç, kişinin kendi memesi için olağan olanı bilmesi ve olağan dışı bir değişiklik fark ettiğinde hekime başvurmasıdır.
Altı adımlı görsel rehber
Aynada gözlem ve elle kontrol, memenizin normal görünümünü ve dokusunu tanımanıza yardımcı olabilir. Aşağıdaki adımlar, yeni bir değişikliği fark etmek için kullanılabilecek gözlem yöntemlerini gösterir.

Kollarınız yanlarda ve omuzlarınız rahatken memelerin görünümüne bakın. Boyut, şekil, cilt ve meme başlarında sizin için yeni olan bir değişiklik olup olmadığını gözlemleyin.

Kollarınızı başınızın üzerine kaldırarak aynı bölgeleri yeniden gözlemleyin. Ciltte çekilme veya çukurlaşma, meme başında yeni bir değişiklik olup olmadığına bakın.

Sol memeyi sağ elinizle, sağ memeyi sol elinizle kontrol edin. Memenin tamamını ve koltuk altını, daha önce hissetmediğiniz bir sertlik veya şişlik açısından yoklayın.

İşaret, orta ve yüzük parmağınızı yan yana ve düz tutun. Parmak uçlarınızın avuç içine bakan kısmını meme üzerine yerleştirin. Hafifçe bastırarak daha önce hissetmediğiniz bir kitle veya sertlik olup olmadığını yoklayın. Ağrıya yol açacak kadar bastırmayın.

Parmaklarınızı meme üzerinde küçük dairesel hareketlerle gezdirin. Memenin tamamını, meme başı çevresini, koltuk altını ve köprücük kemiğine kadar olan bölgeyi kontrol edin. Bu bölgelerde daha önce hissetmediğiniz bir kitle, sertlik veya şişlik olup olmadığını yoklayın.

Sırtüstü uzanın; sol memeyi kontrol ederken sol kolunuzu başınızın üzerine alın ve sağ elinizi kullanın. Memenin tamamını ve koltuk altını, yeni bir kitle, sertlik veya şişlik açısından küçük dairesel hareketlerle yoklayın. Ardından kollarınızı değiştirerek sağ memeyi kontrol edin.
Meme kanserinin kesin tanısı, şüpheli alandan alınan dokunun patoloji uzmanı tarafından incelenmesiyle konulmaktadır. Bu aşamaya gelmeden önce hekim, kişinin fark ettiği değişiklikleri, sağlık öyküsünü ve meme muayenesindeki bulguları birlikte değerlendirir. Yaşa, kişisel riske ve muayene bulgularına göre gerekli görüntüleme incelemeleri belirlenir.
Radyoloji biriminde yapılan mamografi ve ultrason, şüpheli alanın özelliklerini ve çevresindeki dokuları incelemek için kullanılır. Gerekli durumlarda meme MR’ından da yararlanılabilir. Bu yöntemler, kanserin kesin tanısı için gereken doku incelemesinin yerine geçmez.
Meme kanseri şüphesinde sık tercih edilen yöntemlerden biri kalın iğne biyopsisidir. Bu işlemde hekim, memedeki şüpheli alandan bir iğne yardımıyla doku örneği alır. Patoloji uzmanı, alınan dokuyu mikroskop altında inceleyerek kanser hücresi bulunup bulunmadığını belirler. İnceleme için yeterli doku alınamamışsa veya patoloji sonucu muayene ve görüntüleme bulgularıyla uyuşmuyorsa yeniden doku örneği alınması gerekebilir.
Patoloji incelemesinde kanser hücreleri saptanırsa, tedavide hangi ilaçların kullanılabileceğini değerlendirmek için alınan doku üzerinde ek testler yapılır. Örneğin bazı meme kanserlerinde östrojen ve progesteron hormonları, hücrelerde bulunan ve hormon reseptörü adı verilen yapılara bağlanarak kanser hücrelerinin büyümesini destekleyebilir. Bu reseptörler saptanırsa, hormonların etkisini engelleyen ilaçlar da tedavi planına dahil edilebilir.
Patoloji raporunda bu testlerle ilgili aşağıdaki ifadelerle karşılaşılabilir:
Kan tahlilleri veya kanda ölçülen tümör belirteçleri, meme kanseri olup olmadığını netleştirmek için tek başına yeterli değildir. Kişide kanser bulunmasına rağmen bu değerler normal olabilirken, yüksek değerler de kanser dışı nedenlerle ortaya çıkabilir.
Meme kanseri türleri, hücrelerin geliştiği dokuya ve çevre dokulara geçip geçmediğine göre adlandırılır. Süt kanallarındaki hücrelerden kaynaklanan kanserler duktal, süt üreten bezlerdeki hücrelerden kaynaklananlar lobüler olarak tanımlanır. Kanser hücreleri geliştikleri kanalın veya bezin dışına geçerek çevredeki meme dokusuna yayılmışsa hastalık, invaziv meme kanseri olarak değerlendirilir.
Raporlarda geçen bu adların anlamı şöyledir:
DCIS çoğunlukla belirti vermez; mamografide saptanan şüpheli bir alanın incelenmesi sırasında ortaya çıkar. Tedavi gerekip gerekmeyeceği, değişikliğin yaygınlığına ve patoloji sonucuna göre hekim tarafından değerlendirilir.
LCIS ise sıklıkla başka bir nedenle yapılan biyopsi sırasında rastlantıyla saptanır ve çoğu durumda ek tedavi gerektirmez. DCIS’te kanallardaki anormal hücrelere yönelik tedavi değerlendirilirken, LCIS’te çoğunlukla ileride gelişebilecek kanser riskine yönelik takip planlanır.
Meme kanserinin evresi, hastalığın memedeki yaygınlığı ve vücudun başka bölgelerine geçip geçmediği değerlendirilerek belirlenir. Tümörün büyüklüğü, yakındaki lenf düğümleri ve uzak organlar incelenir. Güncel evrelemede kanser hücrelerinin mikroskop altındaki özellikleri ile ER, PR ve HER2 sonuçları da dikkate alınır. Bu nedenle yalnızca kitlenin çapına veya belirtilere bakarak evre söylemek mümkün değildir.
Aşağıdaki tablo, evrelerin yayılım açısından genel anlamını özetler. Evre, hekimin tümörün büyüklüğü, lenf düğümleri ve uzak organlara ilişkin değerlendirmesiyle belirlenir:
| Evre | Genel yayılım çerçevesi |
|---|---|
| Evre 0 | Süt kanalıyla sınırlı, çevre dokuya geçmemiş değişikliklerdir. DCIS bu grupta yer alır. |
| Evre 1–2 | İnvaziv hastalık memede bulunur; bazı olgularda yakındaki lenf düğümlerine de yayılmış olabilir. |
| Evre 3 | Daha geniş bölgesel tutulum vardır. Meme cildi, göğüs duvarı veya bölgesel lenf düğümleri etkilenebilir; uzak organ yayılımı yoktur. |
| Evre 4 | Kanser memenin ve bölgesel lenf düğümlerinin ötesinde uzak organlara yayılmıştır. Bu durum metastatik meme kanseri olarak adlandırılır. |
Patoloji raporundaki derece, evreden farklı bir bilgidir. Derece, kanser hücrelerinin normal hücrelerden ne kadar farklı göründüğünü ve büyüme eğilimini anlatır. Bu nedenle “derece 3” sonucu, “evre 3” anlamına gelmez.
Meme kanseri herkeste aynı şekilde ilerlemez. Örneğin koltuk altı lenf düğümlerindeki tutulum bölgesel yayılım olarak değerlendirilirken, kemik, karaciğer veya akciğer gibi uzak bölgelerde kanser hücrelerinin saptanması uzak yayılım olarak değerlendirilir. Ağrının hangi bölgede hissedildiği, bu ayrımı tek başına yapmaya yetmez.
Meme kanseri tedavisinde ameliyat, radyoterapi ve ilaç tedavilerinden yararlanılır. Hangi yöntemlerin kullanılacağı ve hangi sırayla uygulanacağı; hastalığın evresine, patoloji sonuçlarına, kişinin genel sağlığına ve tercihlerine göre tedavi ekibi tarafından planlanır. Bazı hastalarda tedavi ameliyatla başlarken, bazı hastalarda önce tümörü küçültmeye yönelik ilaç tedavisi uygulanabilir. Her hastanın kemoterapi alması veya memesinin tamamının çıkarılması gerekmez.
Meme koruyucu ameliyatta tümör, çevresindeki az miktarda sağlıklı dokuyla birlikte alınır; memenin geri kalan kısmı korunur. Bu işlem lumpektomi olarak da adlandırılır. Mastektomi işleminde ise meme dokusunun tamamı çıkarılır. Ameliyatın kapsamı, kanserin memedeki yerleşimi ve yaygınlığı ile diğer tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilerek kararlaştırılır. Duruma bağlı olarak koltuk altındaki lenf düğümlerinden örnek alınması veya bazı lenf düğümlerinin çıkarılması da gerekebilir.
Mastektomi sonrası memenin yeniden oluşturulması için protez veya kişinin kendi dokusuyla onarım yapılabilir. Onarım, uygun durumlarda kanser ameliyatıyla aynı zamanda veya daha sonra planlanabilir. Yöntem ve zamanlama; kanser tedavisinin gereklilikleri, genel sağlık durumu ve kişinin tercihi hekimle birlikte değerlendirilir.
Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlarla kalan kanser hücrelerini yok etmek için uygulanır. Meme koruyucu ameliyat sonrasında sıklıkla kullanılır; bazı hastalarda mastektomi sonrasında da gerekebilir. Böylece tedavi edilen bölgede hastalığın yeniden gelişme riski azaltılır. Radyoterapinin gerekli olup olmadığına ve uygulanacağı alana hekim, ameliyat türü ve hastalığın özelliklerini değerlendirerek karar verir.
İlaç tedavileri, kanser hücrelerinin özelliklerine ve hastalığın yaygınlığına göre Tıbbi Onkoloji tarafından planlanır. Tedavide kullanılan ilaçlar, kanser hücrelerine etki biçimlerine göre gruplanır:
Tedavi planlanırken yan etkiler ve kişinin günlük yaşamını etkileyebilecek konular da tedavi ekibiyle konuşulmalıdır. Özellikle ileride çocuk sahibi olmayı isteyen kişiler, doğurganlığı koruma seçeneklerini ilaç tedavisi başlamadan önce tedavi ekibiyle görüşebilir.
Erken evrede saptanan meme kanseri çoğu hastada tedaviyle ortadan kaldırılabilir; amaç kanseri yok etmek ve yeniden gelişme riskini azaltmaktır. Hastalığın seyri yalnızca evreye bağlı değildir; kanser hücrelerinin özellikleri, tedaviye yanıt ve kişinin genel sağlığı da sonucu etkiler.
Meme kanseri uzak organlara yayıldığında da tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Tedaviyle tümörler küçülebilir, hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve bazı kişiler hastalık kontrol altında tutulduğunda yıllarca yaşayabilir. Bu evrede hastalığın tamamen ve kalıcı olarak ortadan kaldırılması çoğu zaman mümkün olmasa da evre 4 tanısı, kişinin yaşamının son döneminde olduğu anlamına gelmez. Ağrı ve diğer şikâyetleri azaltmaya yönelik destekleyici veya palyatif bakım da kanser tedavisiyle birlikte uygulanabilir; bu bakım yalnızca yaşamın son dönemine yönelik değildir.
ABD Ulusal Kanser Enstitüsünün SEER programında tutulan kayıtlara göre 2016–2022 arasında meme kanseri tanısı alan kadınlarda beş yıllık göreli sağkalım oranları şöyledir:
| Tanı sırasında hastalığın yayılımı | Beş yıllık göreli sağkalım |
|---|---|
| Memeyle sınırlı | %100,0 |
| Bölgesel yayılım | %87,5 |
| Uzak organlara yayılım | %33,8 |
Bu oranlar, meme kanseri tanısı alan kadınların beş yıl sonraki yaşam durumunu genel toplumla karşılaştıran ABD verileridir. Kişinin ne kadar yaşayacağını göstermez; tablodaki %100 değeri de kesin iyileşme anlamına gelmez.
Meme kanseri tedavisi sonrasında takip, düzenli hekim kontrolleri ve gerekli meme görüntülemeleriyle sürdürülür. Kontrollerin sıklığı ve yapılacak incelemeler, uygulanan tedaviye ve kişinin durumuna göre planlanır. Yeni bir belirti fark edildiğinde, sıradaki kontrol tarihini beklemeden takibi yapan hekime ve tedavi ekibine bilgi verilmelidir.
Takipte yalnızca hastalık değil, tedavinin günlük yaşama etkileri de değerlendirilir. Özellikle lenf düğümlerine yönelik ameliyat veya radyoterapi sonrasında kolda, elde ya da göğüs bölgesinde sıvı birikmesine bağlı şişlik gelişebilir; bu durum lenfödem olarak adlandırılır. Hareket kısıtlılığı, devam eden ağrı, yorgunluk veya duygusal güçlükler de hekimle paylaşılabilir. Gerektiğinde rehabilitasyon ve psikolojik destek, takip planına eklenebilir.
Meme kanseri bulaşıcı mıdır?
Hayır. Meme kanseri günlük temas, sarılma veya aynı ortamda bulunma yoluyla başka bir kişiye bulaşmaz. Kanser tanısı alan biriyle olağan sosyal temastan kaçınmak gerekmez.
Hamilelik veya emzirme döneminde meme kanseri görülebilir mi?
Evet. Gebelik ve emzirme, meme kanseri olasılığını ortadan kaldırmaz. Bu dönemlerde fark edilen yeni bir kitle, kendiliğinden akıntı veya alışılmadık cilt değişikliği, doğumun ya da emzirmenin bitmesi beklenmeden hekime bildirilmelidir. Gebelikte şüpheli bir kitlenin incelenmesinde genellikle önce ultrason kullanılır, gerekli durumlarda biyopsi de planlanabilir.
Meme kanseri tedavisi ne kadar sürer?
Tedavinin süresi, uygulanacak yöntemlere ve hastalığın tedaviye yanıtına göre değişir. Ameliyat, kemoterapi ve radyoterapinin takvimleri aynı değildir; bazı ilaç tedavileri uzun süre devam edebilir. Kişiye ait tedavi takvimi, planlanan aşamalar üzerinden tedaviyi yürüten hekimle netleştirilebilir.
Meme kanserinden sonra tekrar kanser gelişebilir mi?
Evet. Hastalık, daha önce tedavi edilen memede, yakın dokularda veya uzak bir bölgede yeniden ortaya çıkabilir; bu duruma nüks adı verilir. Bunun dışında, aynı ya da diğer memede önceki kanserden bağımsız yeni bir meme kanseri de gelişebilir. İkisi aynı durum değildir; tedavi planı yapılan değerlendirmeye göre şekillenir.
Web sitesi içeriklerimiz Yayın Danışma Kurulu tarafından onaylanarak yayınlanmaktadır. Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorununda, uzman bir sağlık profesyoneline danışmanız önerilir.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Nedir? Kolon kanseri, kalın bağırsakta (kolon) oluşan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür. Genellikle bağırsak poliplerinden gelişen kolon kanseri, erken…

Kanser, hücrelerin bulundukları dokuda kontrolsüz şekilde büyüyerek kitle oluşturduğu bir hastalıktır. Normalde sağlıklı dokularda hücre bölünmesi ve hücre farklılaşması belirli bir düzen içinde gerçekleşirken, kanserde…

“Kolorektal Kanser” (KRK) yani halk arasında bilinen adıyla “Kolon Kanseri” toplumda genel olarak %3-4 görülme oranı ile yaygın ve ölümcül bir hastalıktır. Kolorektal kanser gelişme riski…

Kolorektal kanserler (KRK) dünyada ve ülkemizde yaygın görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında bir yıl içerisinde 1,9 milyon (%10) yeni kolorektal kanser vakası ve…

Baş ve boyun kanserleri; ağız boşluğu, dil, dudak, yutak, gırtlak, burun ve sinüsler ile tükürük bezlerinde gelişen kötü huylu tümörlerin ortak adıdır. Bu kanserler konuşma, yutma,…

Vücutta fark edilen her kitle kanser anlamına gelmez. Yağ bezesi, kist, travmaya bağlı şişlikler veya iyi huylu yumuşak doku tümörleri de benzer şekilde ele gelebilir. Ancak…

Lenf kanseri, halk arasında lenfoma olarak bilinir, lenfatik sistemin kanseridir. Bu sistem, bağışıklık sisteminin bir parçası olarak vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı koruyan lenf düğümleri ve…

Obezite Nedir? Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi sonucunda oluşan bir sağlık durumudur. Obezite, beden kitle indeksinin (BKİ) normalden daha yüksek olmasıyla karakterizedir. Bu durum, sağlık üzerinde…